BÖLÜMÜN ARAŞTIRMA VE KAZILARI

Kızkalesi-Korykos Yüzey Araştırması Projesi”


Korykos antik kentinde 2004 yılından bu yana Mersin Üniversitesi Arkeoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Serra Durugönül başkanlığında çalışmalar sürdürülmektedir.

 

Konum:
Korykos antik kenti, bugün Mersin ilinin Kızkalesi ilçesinde yer almaktadır. Antik Dönemde ise Dağlık Kilikia bölgesi sınırları içerisinde yer alan antik kent, doğuda Kalykadnos (Göksu nehri) ile batıda Lamos (Limonlu nehri) nehirleri arasındaki Olba Bölgesinde bulunmaktadır.

Tarihçe:
Korykos hakkındaki ilk bilgileri antik yazarlardan almaktayız. Plinius, Korykos için denizin kıyısında, kent, liman ve mağara ile birlikte bilinir diye belirtir. Pomponius Mela ise, Corycus olarak adlandırdığı bu yerleşimin liman ve deniz ile çevrelendiğini belirtir. Strabon, Korykos'un denize çıkıntı yapan bir burun üzerinde olduğundan bahseder.

Doğu Dağlık Kilikia bölgesinin en büyük limanlarından birine sahip olan Korykos, M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren polis olarak bilinmektedir. Korykos'un doğusunda yer alan ve kendisi gibi bir liman kenti olan Elaiussa Sebaste, M.Ö. 2. yüzyıldan itibaren önem kazanmaya başlamıştır. M.Ö. 2. yüzyılda kome olan Elaiussa Sebaste kenti, idari ve dini yönden Korykos'a bağlıdır. Bu dönem içerisinde Kilikia korsanlarının etkinleşmesi ile birlikte liman kentleri olan Korykos ve Elaiussa Sebaste'nin deniz ticareti olumsuz yönde etkilenmiştir. Korykos kenti, M.Ö. 1. yüzyıl içerisinde kendi önemini korurken, Elaiussa Sebaste bir kent görünümü kazanmaya başlamıştır. M.Ö. 1. yüzyıl içerisinde bu iki kent, Olba rahip devletinin hakimiyetinden kurtularak özgürlüklerine kavuşmuşlardır.

Erken Roma imparatorluk döneminde ise Korykos komşu kent Elaiussa Sebaste'nin egemenliği altındadır. M.S. 74 yılında Vespasianus tarafından kurulan Kilikia eyaletinin sınırları içerisinde bu iki kent de yer almaktadır. Korykos'un Kilikia eyaleti kentleri arasında yer alması ile birlikte Elaiussa Sebaste'nin egemenliğinden çıkarak özgürlüğüne kavuşmuştur. M.S. 260 yılında Korykos ve komşu şehir Elaiussa Sebaste, Sasaniler tarafından işgal edilmiştir. Korykos kenti, M.S. 1. ve 5. yüzyıllar arasında bir gerileme dönemi yaşamıştır. Bunun nedeni de bu yüzyıllar arasında Elaiussa Sebaste kentinin ön plana çıkmasıdır. Elaiussa Sebaste, bölge ticaretinde etkin olsa da M.S. 4. yüzyıldan sonra limanının dolması ve liman özelliğini kaybetmesi ile birlikte Korykos tekrar önem kazanmıştır. M.S. 4. yüzyılda Dağlık Kilikia, Ovalık Kilikia'dan ayrılarak Isauria eyaletine katılmış ve Dağlık Kilikia'nın metroplis'i Seleukeia olmuştur. Korykos kenti, Seleukeia'ya olan yakınlığından dolayı bu yüzyıl içerisinde bir ticaret merkezi olmuştur. Korykos ve onun komşu kenti Elaiussa Sebaste, M.S. 479 yılında Isaurialılar tarafından ele geçirilmiştir.

Kalıntılar:
Korykos kentinin hellenistik dönem içerisinde asıl olarak yerleşim yeri, kuzeydoğudan güneybatıya doğru etrafının doğal bir limanın çevrelediği kaya çıkıntısı üzerinde yer almaktadır. M.Ö. 1. yüzyıl ile M.S. 1. yüzyıl arasında kentin nekropolisi ise limanın karşısında karşıdaki tepelik alanın üzerinde bulunmaktadır. Bu konumu ile Dağlık Kilikia kentlerinden biri olan Kelenderis'e benzetmek mümkündür.
Roma dönemi ile birlikte Korykos'un ekonomisi gelişmiş ve bu gelişmeden dolayı da kent doğuya doğru genişlemiştir. Korykos'un bu mimari gelişimini, tapınak kalıntısı, sütunlu cadde, en azından üç tane kamusal hamam ve diğer resmi yapılar yansıtmaktadır. Batıda yer alan limanın önünde kemerli bir kapısı olan cadde yapılmıştır. Bu cadde, Cardo Maximus'un eksenini göstermektedir. Korykos kentinin su temini Elaiussa Sebaste ile birlikte kullanılan Lamos nehrinden sağlanan ve Elaiussa Sebaste'nin üzerinden getirilen su yolları ile sağlanmaktadır. Bu su yolları Erken Bizans döneminde onarım görmüş ve kullanılmıştır. Kara kalesinin kuzeydoğusunda yer alan nekropolis alanına giden vadide küçük bir nymphaeon vardır. Roma döneminde nekropolis alanlarında da genişleme olmuştur. Korykos'un nekropolis alanında lahitler, kaya mezarları, ev tipi ve tapınak tipli mezarlar bulunmaktadır. Ev ve tapınak tipli mezarlar Elaiussa Sebaste'ye ve Kanytella'ya göre daha azdır. Daha sonraki dönemde yapılan kara kalesini yapımında bu mezarların taşları devşirme olarak kullanılmıştır. Korykos kentinin batısında bugün Narlıkuyu olarak anılan yerde Üç Güzeller mozaiğinin bulunduğu bir hamam yapısının kalıntıları da mevcuttur. Bu hamam yapısının oluşum tarihi, Geç Roma dönemine yani M.S. 4. yüzyıla verilebilmektedir.
Kayalık alan üzerinde genişleyen nekropolis, Erken Bizans döneminde hatırı sayılır bir şekilde genişlemiştir. Bu dönem içerisinde büyük, tamamlanmış ve süssüz lahitler de bulunmaktadır. Eski nekropolis alanı dahil olmak üzere limanın geniş bir kavisle etrafına yayılan yeni şehir surunun yapımı M.S. geç 4. yüzyıldan itibaren oluşmuştur. Kara kalesinin doğusunda M.S. 5. ya da 6. yüzyıla tarihlenen üstü açık bir sarnıç vardır. Bizans döneminin günümüze kalan en önemli yapıları, M.S. 5. ve 6. yüzyıla tarihlenen kutsal yapılardır. Kent surunun içerisinde yedi ve kent surunun dışında beş tane olmak üzere toplam on iki tane kilise bulunmaktadır. Muhtemelen bu kiliseler narteks li, apsisin her iki yanında pastophorion odaları olan emporeli bazilikal planlı kiliselerdir.
Korykos'ta yer alan kara kalesi iki sıra sur ile çevrelenmiştir. Surlar üzerinde savunma amaçlı mazgallı kuleler yer almaktadır. Kara kalesinin girişi doğuda yer alan kapıdandır. Kara kalesinin içerisinde küçük kiliseler ve sarnıçlar yer almaktadır. Kalenin yapımında çok sayıda devşirme malzeme kullanılmıştır.

Korykos'un deniz kalesi ise bir kayalık adacık üzerine oturmaktadır. Tek sıra düzensiz bir sur ile çevrelenmiştir. Surların üzerinde mazgallı kuleler yer almaktadır.


Prof. Dr. Serra Durugönül tarafından “Kızkalesi Yüzey Araştırması Projesi” hakkında Üniversitemiz Basın Bürosu'na verilen röportaj:
Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü tarafından yürütülen “Kızkalesi Yüzey Araştırması Projesi” kapsamında M.S 2. Yüzyılın sonuna ait olduğu belirtilen yeni bir tapınak bulundu. “Kızkalesi Yüzey Araştırması Projesi” yüzey araştırmaları kapsamında ortaya çıkarılan tapınağın, Uzuncaburç'ta bulunandan daha büyük bir tapınak olduğu tespit edildi. “Kızkalesi Yüzey Araştırması Projesi” Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Serra Durugönül ile Yrd. Doç. Dr. Murat Durukan tarafından, Proje hakkında Üniversitemiz Basın Bürosu'na bilgi veren Prof. Dr. Durugönül, arkeolojik kazılara başlamadan önce, her araştırmada bir yüzey araştırması döneminin olması gerektiğini, öncelikle toprak üzerinde var olanın, çok iyi bir şekilde kaydedilmesinin şart olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Durugönül, toprak üzerinde var olan mezar, konut ya da tapınak gibi eserlerden çizim aldıklarını ifade ederek, planlama ve fotoğraflama ile bir alt yapı çalışması hazırlandığını söyledi. Prof. Dr. Durugönül “Planlama yapılmadan kazıya başlanırsa, eksik bir plan çıkartarak kazıya başlamış oluuz. Kızkalesi Yüzey Araştırması Projesi'nin, 2005 yılında ikinci sezonunu tamamlandık. Bu yıl karadaki Karakalesi'nin hemen kuzey batısında bir tapınak bulduk. Çevresel etkinlerle güç koşullar altında bulduğumuz bu tapınağı yabani otlardan arındırdık. Plan çalışmaları sırasında, bu tapınağın 16x10 sütun olduğunu gördük. Bu ölçüler, tapınağın Uzuncaburç'ta bulunandan daha büyük bir tapınak olduğunu göstermektedir” dedi. Tapınağın vatandaşlar tarafından tahrip edilmesi nedeniyle parçalarınının farklı yerlerden toparlanarak ölçü konusunda fikir edinmeye çalıştıklarını belirten Prof. Dr. Durungönül, bu tapınağın 1907 yılında Güyer isimli bir araştırmacı tarafından fotoğraflarının çekildiğini öğrendiklerini söyledi. Bu fotoğrafların elde edilerek karşılaştırma yapabildiğini kaydeden Prof. Dr. Durugönül, tapınak süslemelerinin hava şartları ve zaman gibi etkenlerle yıprandığını ifade etti.
Prof. Dr. Durugönül, tapınağın dışında 1- 2 km doğuda, Çağdaş Roma Dönemi'ne ait bir kamu binası bulduklarını vurguladı. Kızkalesi'ndeki sütunlu yolda da çalışma yaptıklarını kaydeden Prof. Dr. Durugönül, şöyle konuştu: “Bugünkü karayolunun kuzeyinden başlayarak sahile doğru devam eden sütunlu yolun izlerini limon bahçeleri arasından bularak, bu sütunları plana oturttuk. Bu plan çalışmaları, iki yıldır Üniversitemiz Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tamer Gök'ün öğrencileri tarafından yapılmaktadır. Hassas ölçümleri yapabilen bir alet olan Total Station denilen aleti çalışmalarımızda kullanıyoruz. Hem arazide hem de bilgisayarda yapılan ölçümlere de aynı fakültenin öğrencileri yardımcı oluyor. Biz, bir ya da iki yıl daha yüzey araştırmasını sürdürmek istiyoruz. Çünkü Kızkalesi'nin yerleşim merkezlerini değil, Antik Çağ'da Kızkalesi'ne ait olan köyleri de incelemek üzere yola çıktık. Kızkalesi'ne ait bugüne kadar incelenmemiş iki yeni köy bulduk. Bu eski çağ köylerinin isimlerini henüz bilmiyoruz çünkü bu köylerle ilgili yazıt bulmuş değiliz. Ama köy yerleşimlerinde İ.Ö 3. yüzyıldan İ.S 6. yüzyıla kadar sürekli iskan olduğunu görüyoruz.”